
Rossa projesinde, mekansal kurgu ve tasarım ile marka kimliğini bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, baştan sona tutarlı bir deneyim kurguladık. Mekan, malzeme dili ve marka unsurları tek bir tasarım fikri etrafında şekillendirilerek, farklı katmanların birbirini beslediği kesintisiz bir yapı oluşturuldu.
Projenin çıkış noktası, doğal kırmızı travertenin sıcak ve karakterli tonları oldu. Bu malzeme, yalnızca estetik bir tercih değil; mekanın atmosferini belirleyen temel unsur olarak ele alındı. Polonya’da konumlanan bu spa deneyimi, klasik bir spa anlayışının ötesine geçerek, güçlü bir mekansal kimlik oluşturmayı hedefledi.
Tasarımın merkezine yerleştirilen Türk hamamı, projenin ana odağını oluştururken, diğer tüm alanlar bu ritüelin etrafında sade ve akışkan bir düzende kurgulandı. Buharın hakim olduğu yumuşak ısı, kurnalar ve göbek taşıyla birlikte mekanda sakin, kapsayıcı ve dingin bir atmosfer oluştururken; kırmızı travertenin güçlü ama dengeli karakteri bu hissi destekleyerek mekana derinlik kazandırdı.
Mekan kurgusunda başlangıçta bir engel olarak görülen kolonlar, gizlenmek yerine tasarımın aktif bir parçasına dönüştürüldü ve akışın içine dahil edildi. Keskin sınırlar yerine tercih edilen organik eğriler, mekanın süreklilik hissini güçlendirirken, ziyaretçiyi içine çeken yumuşak ve doğal bir dolaşım dili oluşturdu.
Bu bütüncül yaklaşım, marka kimliğine de doğrudan yansıtıldı. Günlük kullanım elemanlarından sabun ve şampuanlara, tekstil ürünlerinden mekansal detaylara kadar tüm tasarım katmanları aynı dil doğrultusunda şekillendirildi. Rossa, mekan ve marka arasında kesintisiz bir bağ kuran, bütünlüklü ve güçlü bir deneyim sunmak üzere tasarlandı.





